Eski Bağcılık Kültürü
Bağlardan sofralara uzanan emek, gelenek ve hatıralar…
Müşküle’de Bağcılığın Geçmişi
Bursa’nın İznik ilçesine bağlı Müşküle, günümüzde zeytincilikle tanınsa da geçmişte bağcılığın önemli bir geçim kaynağı olduğu yerleşimlerden biriydi. İznik Gölü’nün güney kıyısında, Katırlı Dağları’nın eteklerinde bulunan köyün iklimi ve tarıma elverişli toprakları, üzüm yetiştiriciliğine uygun koşullar sunuyordu. Müşküle adıyla anılan üzüm, köyün tarımsal geçmişinde önemli bir yere sahipti. Bağcılık yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda köy halkının günlük yaşamını, çalışma düzenini ve mevsimlik alışkanlıklarını şekillendiren bir üretim kültürüydü. İlkbaharda bağların bakımıyla başlayan çalışmalar, yaz aylarında üzümlerin olgunlaşmasıyla devam eder, sonbaharda bağ bozumu ve ürünlerin değerlendirilmesiyle yoğunlaşırdı. Ailelerin yıl boyunca gösterdiği emeğin karşılığı, hasat döneminde alınırdı. Zaman içerisinde bağcılığın önemini kaybetmesi ve zeytinciliğin yaygınlaşmasıyla köyün tarımsal yapısı değişti. Ancak eski bağların bulunduğu mevkiler, yer adları ve kuşaktan kuşağa aktarılan hatıralar, Müşküle’nin bağcılık geçmişinin izlerini günümüze taşımaktadır.
Bağ Bozumu ve Eski Bağ Yaşamı
Müşküle’nin geçmişine ilişkin anlatılarda bağ bozumu, köy yaşamının en hareketli dönemlerinden biri olarak yer almaktadır. Üzümlerin olgunlaşmaya başladığı zamanlarda bağlarda çardaklar kurulur, ürünleri korumak amacıyla zaman zaman geceler bağlarda geçirilirdi. Bağların bakımı ve korunması, hasat öncesindeki önemli işlerden biriydi. Bağ bozumu başladığında olgunlaşan üzüm salkımları toplanır, küfelere doldurularak köye taşınırdı. Günümüzün ulaşım ve taşıma imkânlarının bulunmadığı dönemlerde, toprak yollar üzerinden gerçekleştirilen bu taşıma işleri önemli ölçüde emek gerektirirdi. Hasat edilen üzümlerin bir bölümü sofralık olarak değerlendirilirken, bir bölümü de geleneksel yöntemlerle işlenirdi. Özellikle pekmez yapımı, üzümün değerlendirilmesinde önemli bir yere sahipti. Bağ bozumu dönemi, yalnızca tarımsal üretimin tamamlandığı bir zaman dilimi değildi. Aile bireylerinin birlikte çalıştığı, üretim bilgisinin büyüklerden küçüklere aktarıldığı ve köyün gündelik yaşamının bağlar etrafında şekillendiği bir dönemdi. Bugün bu hatıralar, Müşküle’nin eski yaşam biçimini ve tarımsal kültürünü anlamamıza yardımcı olan değerli anlatılar arasında bulunmaktadır.
Geleneksel Pekmez Yapımı ve Köşk Taşları
Müşküle’nin eski bağcılık kültüründe pekmez yapımı önemli bir yer tutuyordu. Bağ bozumu sırasında toplanan üzümlerin bir bölümü, kış aylarında tüketilmek üzere pekmeze dönüştürülürdü. Köyün geçmişini anlatan hatıralarda, pekmez yapımında kullanılmak üzere Köşk Taşları olarak bilinen mevkiden ak toprak getirildiği belirtilmektedir. Geleneksel üretimde üzümler ezilerek şırası çıkarılır, elde edilen şıra pekmez yapımına hazırlanırdı. Pekmez toprağı olarak bilinen malzeme, şıranın işlenmesi sırasında kullanılırdı. Ardından şıra büyük kazanlarda kaynatılarak yoğunlaştırılırdı. Köy evlerinin avlularında kurulan pekmez tavaları ve kaynayan üzüm şırası, bağ bozumu döneminin hatırlanan görüntüleri arasındaydı. Köşk Taşları’ndan ak toprak getirilmesine ilişkin anlatı, bu mevkinin geçmişteki tarımsal üretimle bağlantısını ortaya koyması bakımından önemlidir. Böylece Köşk Taşları, yalnızca coğrafi bir yer adı olarak değil, Müşküle’nin geleneksel pekmez üretiminde hatırlanan bir mekân olarak da kültürel bellekte yer almaktadır.
Bağcılıktan Günümüze Kalan Miras
Müşküle’de zamanla zeytincilik ön plana çıkmış olsa da bağcılık, köyün geçmişinde önemli bir yere sahip olmaya devam etmektedir. Bağlarda kurulan çardaklar, küfelerle taşınan üzüm salkımları, avlularda kaynatılan pekmezler ve üretimle bağlantılı yer adları, geçmişteki köy yaşamının hatırlanan parçalarıdır. Bugün bu geleneklerin belgelenmesi, yalnızca eski üretim yöntemlerini tanıtmak açısından değil, Müşküle’nin ekonomik ve kültürel geçmişini gelecek nesillere aktarmak bakımından da önem taşımaktadır.
Müşküle’nin eski bağcılık kültürü, toprağa verilen emeğin, kuşaktan kuşağa aktarılan üretim bilgisinin ve köyün ortak hafızasının önemli bir parçasıdır.
