Halk İnanışları
Her köyün, nesilden nesile titizlikle aktarılmış bir inanç dünyası vardır. Yazıya geçirilmemiş, fetva verilmemiş; ama çiğnenmesi de pek düşünülmemiş kurallar bütünü. Buna halk inanışı denir.
Müşküle’de bu inanışların kökleri derindir. Köyü kurduğuna inanılan Müşkül Dede, yalnızca tarihin bir sayfasında değil, bugün hâlâ ziyaret edilen bir kabrin başında yaşamaktadır. Hıdırellez’de dilekler onun huzurunda dilenir; Hızır’ın temiz bir eve el sürdüğüne yürekten inanılır. Bu inanışlar dinden ayrı değil, ama dinden de fazlasıdır — toprağa, mevsime, komşuya ve ölüye dair bir ilişkiler ağıdır.
Burada okuyacaklarınız batıl mı, gelenek mi, inanç mı diye sormak bu sayfanın işi değil. Bunlar Müşküle’nin yaşlılarının aklında taşıdığı, çocuklara fısıldadığı, bazılarının artık hatırlamadığı ama hâlâ yaşattığı şeylerdir. Bir topluluk kendini bu tür inanışlarla da var eder; onları kaydetmek, o topluluğu bütünüyle anlamaktır.
- Balık tutmaya giden kişinin arkasından süpürge fırlatılır. Böylece avın bereketli olacağına inanılır.
- Yolculuğa çıkıp herhangi bir nedenle (örneğin bir şey unutmak) geri dönmek hayra yorulmaz.
- Hava gürlediğinde el içiyle hafif hafif ceplere vurulur. Bunun para getireceğine inanılır.
- Dolu yağışı çiftçi için felaket demektir. Dolu yağışı olduğunda ev kapısının iç tarafına bıçak saplanır. Bunun yağışı durduracağına inanılır.
- Çocuk sünnet olurken, annesi ve yakınları iki adet oklavanın ucuna kurusoğan saplayarak avuçlarında çevirirler. Böyle yapılrsa, sünnetin acısız ve kolay olacağına inanılır.
- Nazara çok inanılır. Bazılarının ışıklı bir göze sahip olduğuna, bu insanlar kötü bir niyetle baktıklarında nazar değdiğine inanılır. Nazar değmemesi için gözboncuğu, eski para ve çörekotu bir beze koyularak dikilir ve nazardan korunmak isteyen kişinin omzuna tutturulur. Nazar için kurşun dökülür, tuz, soğan ve sarımsak kabuğu yakılarak, nazar değdiğine inanılan kişinin üzerlerinde çevrilir.
- Doğumlarının üzerinden 20 gün geçmeden iki loğusa birbirlerini göremezler. Görürlerse çocukların kırkbasığı olacağına inanılır. Eğer mecburen görürlerse, birbirlerine çengelli iğne vermeleri gerekir.
- Yusufcuk kuşu (Gugukcuk), güvercin ve kırlangıç gibi kuşların vurulması günah sayılır. Yusufcuk kuşunun insan olduğuna inanılır.
- Kalabalık halinde bulunan karıncaların üzerine tükülürse bereket getireceğine inanılır.
- Kadınlar yeni bir el işine başladıklarında üzerine ağır kanlı olarak tanınan biri gelirse o işin çok uzun sürede tamamlanacına inanırlar. Ağır kanlı kişi yanlarından geçip gidene kadar el işine ara verirler.
- Bebek uyurken öpülmez, ömrünün kısalacağına inanılır.
- Giyisiler ters giyilirse, işilerin ters gideceğine inanılır.
- Sirke ya da turşu yaparken biriyle kavga yapılırsa tutacağına inanılır.
- Köpeklerin uluması ve göz seğirmesini iyiye yorulmaz.
- Gece sakız çiğnemek ölü eti çiğneyeceğine delalettir.
- Kız istemeye gidildiğinde su içilmez, içilirse dünürlüğün bozulacağına inanılır.
- Makasla oynanmaz, ağzı açık bırakılmaz, kavgaya delalettir.
- Örümceğin, kaygılı, dertli eve ağ ördüğüne inanılır.
- Baykuşun evin üzerinde ötmesi evden cenaze çıkacağına işarettir.
- Geceleri el ve ayak tırnakları kesilmez, günah sayılır.
- Salı günü badana yapılmaz, çamaşır yıkanmaz.
- Güneş ve ay tutulmalarında silahla ateş edilir.
- Eşikte oturan kişinin iftiraya uğrayacağına inanılır.
